Sağlıklı bir yaşamın temeli, sağlıklı bir gebelikle zamanında ve sağlıklı bir doğumla başlar. Ancak dünyada ve ülkemizde pek çok bebek, gebelik süreci tamamlanmadan, beklenen zamandan önce, yani prematüre doğmaktadır. Normal gebeliğin süresi ortalama 40 haftadır. Eğer bebek 37 haftadan daha önce doğarsa prematüre bebek olarak kabul edilir. Doğum ne kadar erken olursa, sağlıkla ilgili riskler de o kadar artmaktadır.


En yüksek risk, 28 hafta altında doğan çok küçük prematüre bebeklerde, orta dereceli risk ise; 28-31 hafta arası doğan sınırda prematüre bebeklerdedir. En düşük risk ise, 32-36 haftalar arasında doğan sınırda prematüre bebeklerdedir.

Dünya Sağlık Örgütü tarafından yayınlanan Erken Doğum Hakkında Küresel Eylem Raporunda, ülkelerin zamanından önce gerçekleşen doğum oranlarının % 5-18 arasında değişmekte olduğu ifade edilmiştir. Raporda, “Dünyada 2010 yılında doğan bebeklerin 1/10’undan fazlasının prematüre doğduğu, pek çok ülkede de prematüre doğum oranlarının yükselişte olduğu belirtilmektedir. Yine Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, dünya genelinde yılda 15 milyon bebek prematüre olarak doğmakta ve bunun sonucu olarak 1 milyonun üzerinde bebek bir yaşını tamamlayamadan ölmektedir. Ülkemizde prematüre doğum oranının yıllar içinde benzer bir seyir izlediği görülmektedir. Her yıl 180 binden fazla bebek hayata erken başlamaktadır. Bu da bebeklerimizin %15’inden fazlası demektir.

Görüldüğü üzere, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de her yıl kolay incinebilir çok sayıda yeni doğan dünyaya gelmektedir. Prematüre bebekler, organ ve doku sistemleri yeterince gelişmeden doğdukları için, normal sürelerinde doğmuş olan diğer bebeklerle karşılaştırıldıklarında, öğrenme ve davranış bozuklukları, serebral palsi (omurilik felci), algısal eksiklik, enfeksiyon ve kronik solunum hastalıkları açısından daha yüksek risklere maruz kalmaktadırlar. Bu çocuklar ve aileleri, tıbbi, psikolojik, duygusal, sosyal ve mali zorluklarla başa çıkmak zorunda kalmaktadırlar. Sağlık sorunları yaşamın ileriki yıllarına da etki edebilmektedir.


Ancak, prematüre bebeklerin hem birey olarak kendisine, hem ailesine, hem de topluma yansıyan bu problemlerinin önemli bir kısmının, alınacak tedbirlerle ve uygun müdahalelerle önlenebilir olduğu bilinen bir gerçektir.


Erken doğum bir hastalık olarak algılanmamalıdır. Prematüre bebekler de normal bir gelişim süreci geçirebilecek, üretken ve sağlıklı bir yaşam kapasitesine sahiptir. Sadece bu kapasiteyi kendi başlarına harekete geçirme yeteneğine sahip değillerdir. Bu noktada ailelere ve sağlık çalışanlarına sorumluluklar düşmektedir. Bu nedenlerle doğum öncesi bakımın nitelik ve niceliği büyük önem taşımaktadır. Özellikle riskli gebeliklerin uygun şekilde takip edilmesi, acil durumlarda uygun müdahalelerin yapılması, yeni doğan döneminden itibaren bebeklerin yakından takip edilmesi pek çok anne ve bebeğin hayatını kurtarmaktadır. Bununla birlikte yapılması gereken tüm yaşamı boyunca kadının sağlık durumunun düzeltilmesidir.